Binlerce yıldan günümüze kalan ve hala tazeliğini koruyan
kültür miraslarımızdan biri, belki de en önemlisi; geleneksel yapısıyla otantik
değerlerin zenginleştirdiği folklorumuz ve folklor müziğimizdir.
Folkloru ile,
folklor müziği ve geleneksel öykülerin sözcüsü olan türkülerimizle dünyanın en
zengin, en renkli ülkelerinden biriyiz. Her biri otantik bir yaşam biçimini
yansıtan, öykü ve destanlara konu olan türkülerimiz; halk kültürümüzün,
folklorumuzun geniş yelpazesinde önemli bir alanı kaplamaktadır.
Türküler onbinlerce yıldan
günümüze değişe değişe gelmesi ve bu
yolculuğun derinliği düşünüldüğünde, bu
gün en önemli kültür varlıklarımızdan biri olan müzik kültürümüz içinde çok
önemli bir yer tutması, türkülerin yaşamın
her alanı ile ilgili olmasındandır.
Yani türkülerin
yaşamın ta kendisi olmasındandır…
İçi yanmış,
günlerce ağıt yakmış. Haksızlığa uğramış
oturup ilenmiş. Kederlenmiş öyle derin yakıcı sözler ve ezgiler üretmiş ki ulu
yalçın dağlar bile kederini paylaşıp, eğilip yol vermişler.
“Milyonlarca yıldan
beri oluşup gelen iki önemli şey var
dünyada, biri insanın kendisi diğeri de türküler” der, büyük ozan Ruhi Su.
Yüzlerce kavim gelip geçmiştir Anadoludan; ardında
yüzbinlerce kültür mirası bırakarak.Bu kültürün içinde türkülerdeki yaşama
gücü, hayatı anlatmasındandır; hayata bağlı bir anlatıma sahip olmasındandır.
Birey olarak; türkülerimizin gelecek kuşaklara aktarılması
konusunda kendimi sorumlu hissetmekteyim
– Leyla Yılmaz