‘Metafizik’ sözcüğü
günümüzde kullanıldığı şekliyle olumsuz ve/veya olumlu bir kavramın değil,
aksine bir zamanlar hem Doğu’da, hem de Batı’da klasik eğitim-öğretim hayatının
zirvesinde yer alan bir bilim-dalının adıydı. İslâm’da ‘İlm-i Kelâm”a,
Hristiyanlık’ta ‘Teoloji’ye karşılık gelen Metafizik, Aydınlanma dönemiyle
birlikte yeniden adlandırılır: ‘Ontoloji’... Fizik’in konusu ‘Doğa’,
Matematik’in konusu ‘Nicelik’, Metafizik’in konusu ise ‘İlk Neden’dir. Bu “İlk
Neden”, Teoloji’de ‘Tanrı’, Ontoloji’de ‘Varlık’ olarak adlandırılmış olsa bile
soruşturmanın konusu aslâ değişmemiştir. Çünkü bu bilim dalları arasındaki
temel farklılık, meşgul oldukları konudan değil, aksine konuyu ele alış
biçimlerinden kaynaklanır.
Demek ki dersimiz Meta-Fizik olduğuna göre, biz Fizik’le
—ister istemez— ‘öte’sine geçebileceğimiz bir biçimde ilgileneceğiz; yani
yöneldiğimiz nesneyi bilimin ışığında değil, felsefenin alacakaranlığı içinde
seçmeye çalışacağız; fakat ‘yürümek’ için değil, ‘kanatlanmak’ için böyle
yapacağız – Dücane Cündioğlu