Aile İçi ‘Savaş’, Bir ‘Şefkatli İletişim’e Nasıl Dönüşür?
“Ya ailemiz, ya bizimkiler,
ne durumdalar? Ya kendi eşimiz, kendi çocuklarımız?
Erkek ya da kadın olarak eşlerimizi ‘çantada keklik’ mi görüyoruz, yoksa başka
bir gerekçeye mi yaslanıyoruz bilinmez. Ama onları ihmal ettiğimiz kesin.
Eşlerimiz, hayatı tek başına omuzlamaya mecburdular sanki. Çocuklarımız,
babalarını ve annelerini onların gönlünden koptuğu kadarıyla görerek büyümeye
mahkumdu sanki.
Hani, eşimiz ‘üç beş kelam olsun etmeyecek misin?’ ya da “bana sevdiğim yemeği
bugün de mi yapmayacaksın?”, çocuğumuz hafiften “Baba bugün birlikte oynayalım”
diyecek olsa, o ezbere cümleleri tekrar sahnelemeyi marifet edinmiştik nedense.
“Ama bu diziyi çok sevdiğimi biliyorsun”, “Bak, akşama kadar deliler gibi
çalıştım, ağzımı açmaya gücüm yok”, “Bak oğlum, sana güzel oyuncaklar almam,
çikolatalar getirmem için...”
Hem, eşlerimiz biraz da evi
hatırda tutmamızı isteseler, geçim derdinin hayatlarımızdaki vazgeçilmez önemi
ve dışarıda başkalarına şirin görünmenin ve hizmetin önceliği üzerine bir
açıklama getirmeyi ne de güzel becerirdik!”
Bu yazılanlar, size bir yerlerden tanıdık geliyor sanırım? Ne dersiniz?
Eğitimin İçeriği:
-
Eşim benim neyim olur?
-
Aileme nasıl bir anlam yüklüyorum?
-
Evim bir otel, eşim bir şef garson, çocuklar da komi midir?
-
Nasıl bir iletişim ve diyalog kurma biçimim var?
-
“Vatan kurtaran Hasan” ya da “En kahraman Rıdvan” olmaya çalışırken aile
kalemiz
kahpe Bizans’ın eline düşüyor olmasın?
-
Savaş diyaloğundan şefkat diyaloğuna geçiş uygulamaları…
-
Önceliklerimizin gözden geçirilmesi ve tutum geliştirme…
-
Otomatik düşünce ve davranış kalıplarıyla mücadele…
-
Alternatif iletişimin abc’si…